

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) düzenlenen grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
"TÜRKLER ANADOLU'DA İKİNCİ ERGENKON DESTANI YAZMIŞTIR"
Yüzyılın sonlarında başlayan ve emperyalist devletlerin Türk topraklarını bölme, paylaşma ve yönetme amacını taşıyan Şark Meselesi'nin Türk milletini varlık mücadelesiyle karşı karşıya bıraktığını belirten Bahçeli, 1912 Balkan Harbi'nden Birinci Dünya Savaşı ve İstiklal Harbi'ne uzanan süreçte emperyalizmin hedefinin açık olduğunu ifade etti.
Cumhuriyet'in 103. yıl dönümünü büyük bir heyecan ve minnet duygusuyla kutladıklarını dile getiren Bahçeli, Türk milletinin Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarının önderliğinde Anadolu'da Türk tarihinin ikinci Ergenekon destanını yazdığını söyledi.
Bu destanın dünya tarihinde nadir örneklerden biri olduğunu ve mazlum milletlere umut verdiğini kaydeden Bahçeli, Cumhuriyet'i Osmanlı'nın savaş ve işgallerle yaralanmış topraklarının şifası, bitap düşmüş yüreklerin devası ve şehitlerin aziz ruhlarının yadigârı olarak nitelendirdi.
Cumhuriyet'in Türk aklının feraseti, Türk iradesinin istihkâmı ve Türk gönlünün dergâhı olduğunu belirten Bahçeli, Türk milletinin her bir ferdinin iradesine emanet edilen hürriyetin en önemli kazanım olduğunu vurguladı.

"TÜRK GENCİ, CUMHURİYET SANA EMANETTİR"
Türk gençlerine seslenen Bahçeli, Cumhuriyet'in yalnızca geçmişten kalan bir miras olmadığını, akıl, ahlak, azim ve fedakârlıkla yaşatılması gereken bir emanet olduğunu ifade etti.
Bahçeli, gençlere yönelik mesajında şu ifadeleri kullandı:
"Ey Türk genci; Cumhuriyet sana bırakılmış yalnızca bir miras değil, aklınla, ahlakınla, azmin ve fedakârlığınla yaşatacağın bir emanettir. Ufuk sensin, güneş sensin, ümit sensin. Cumhuriyetin kutlu olsun. Ey çiçek açan Türk balası, sen bu toprakların geleceğine uzanan dalısın. İstiklalin teminatı, istikbalin yarınısın. Tohum sensin, fidan sensin, hayat sensin, hayal sensin, umut sensin. Cumhuriyetin kutlu olsun."
Cumhuriyet'in milli egemenliğin demokrasiyle taçlandığı, milli düzenin hukukla tesis edildiği ve makam ya da statü ayrımı gözetmeksizin haklının hukukunu koruyan adaletin teminatı olduğunu belirten Bahçeli, Cumhuriyet'in Türklüğün birlik ve dayanışma davası olduğunu kaydetti.
"İLKE VE VİZYON MHP'DEDİR"
Cumhuriyet'in en büyük faziletinin kurumsallaşmış demokrasiye, kalkınmış bir devlete ve refah içerisinde yaşayan bir millete sahip olmak olduğunu ifade eden Bahçeli, toplumsal değerlerin, ahlaki normların ve siyasi düzen anlayışının yeni bir dönüşüm geçirdiğini söyledi.
Böylesi bir dönemde Türk milletinin milli ve manevi değerlerini muhafaza edecek, ahlaki standartlarını yükseltecek ilke ve vizyonun Milliyetçi Hareket Partisi'nin müktesebatında bulunduğunu savunan Bahçeli, MHP'nin Cumhuriyet'in geleceğe bakan gözü ve istikbale ilerleyen iradesi olduğunu dile getirdi.
MHP'nin milli devlet ve milli toplum düzeninin hamisi olduğunu belirten Bahçeli, partilerinin "Önce ülkem ve milletim" düsturuyla hareket ettiğini, milli uzlaşının zemini olduğunu ve Türk siyasetinde köklerinden aldığı ilhamla geleceğe yöneldiğini ifade etti.
"TERÖRSÜZ TÜRKİYE VE TERÖRSÜZ BÖLGE TARİHİ ÖNEME SAHİP"
Türkiye'nin hedefinin demokratik standartları yükseltmek, hak ve özgürlükleri hukukla güvence altına almak ve dış politikada başka ülkelerin aklına ve inayetine muhtaç olmamak olduğunu belirten Bahçeli, ülkenin yeni nesil risk ve tehditlerden kurtulmasının önemine işaret etti.
Türkiye'nin dünya siyasetindeki yerinin merkez, yönünün ise insanlığın bulunduğu her yer olduğunu kaydeden Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partisi olarak kaos ve çatışmaların yaşandığı dünyada güven ve istikrarın limanı, barış ve refah ikliminin mimarı bir Türkiye hedeflediklerini söyledi.
Bu hedef doğrultusunda Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge vizyonunun hayata geçirilmesinin tarihi önem taşıdığını vurgulayan Bahçeli, ülkenin ve bölgenin huzurunu bozan başta terörizm olmak üzere bütün radikal unsurlardan kurtulunması gerektiğini belirtti.
Siyasi rakiplerine de göndermede bulunan Bahçeli, şöyle konuştu:
"Siyasi rakiplerimiz sularda kulaç atmaya varsın, devam etsinler. Türlü karalamalar ve çarpıtmalarla suyu bulandırmayı sözüm ona siyaset zannetsinler. Türk milleti kararını vermiştir. Terör bitecek, kardeşlik yükselecek, bölgemizde barış ve huzur inşallah sökün edecektir. İstikrarsızlıkla çoraklaşan topraklarda refah ve güven yeşerecektir."
TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI İÇİN BİRLİK MESAJI
Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkelerin iş birliği potansiyelinin harekete geçirilmesiyle küresel etkinliklerinin artacağına ve dünya barışına daha fazla katkı sağlayacaklarına inandıklarını belirten Bahçeli, Türk dünyasının ortak geleceğine ilişkin mesajlar verdi.
Hazar ile Akdeniz'in, Issık Gölü ile Van Gölü'nün, Selenga ile Sakarya'nın birbirine kavuşmasını arzuladıklarını ifade eden Bahçeli, Türk dünyasının kültürel ve tarihi bağlarının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Merv'in yıldızlarını Söğüt'te seyretmek, Taşkent'in havasını Konya'da solumak, Bakü'de çalan türküye İzmir'de eşlik etmek istediklerini belirten Bahçeli, Bişkek'te doğan güneşin Ankara'da uğurlanması ve Hoca Ahmet Yesevi'nin hürmet ışığının Mustafa Kemal Atatürk'ün cesaretiyle Türk dünyasıyla buluşturulması temennisini dile getirdi.
"Dilde, fikirde, işte birlik" şiarıyla Türk devletlerinin ortak hareket etmesi gerektiğini kaydeden Bahçeli, Türk dünyasının çağın gerektirdiği donanımla ortak bir gelişme stratejisi oluşturmasının önemine dikkat çekti.
Ankara'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı 13. Zirvesi'nde üye ülkeler arasındaki kurumsal bağların güçlendirilmesi, ekonomik, teknolojik, kültürel ve askeri ilişkilerin geliştirilmesi ile siyasi ve stratejik iş birliklerinin artırılması yönünde ortaya konulan kararlılıktan memnuniyet duyduklarını belirten Bahçeli, 167 maddelik sonuç bildirisinin ortak geleceğe katkı sağlayacağına inandığını ifade etti.
"AVRUPA'NIN EKTİĞİ FİTNE TOHUMLARI KENDİLERİNE DÖNMEYE BAŞLADI"
Avrupa'da Fransa ile başlayan ve farklı ülkelere yayılan sosyal hareketlerin kısa sürede kamu düzenini ve toplumsal huzuru bozan şiddet içerikli gösterilere dönüştüğünü belirten Bahçeli, MHP olarak Avrupa'da yaşanan gelişmeleri yakından takip ettiklerini söyledi.
Avrupa Birliği'nin temel hak ve özgürlükler konusundaki hassasiyetini üye ülkelere de hatırlatması gerektiğini ifade eden Bahçeli, şiddetin tırmandığı gösterilerin altında yatan sebeplerin Avrupalılar tarafından doğru okunması gerektiğini kaydetti.
Avrupa'da uzun süredir göçmen karşıtlığı, İslamofobi ve Türkofobi üzerinden siyasi rant elde edilmeye çalışıldığını savunan Bahçeli, bu politikaların sonuçlarının Avrupa ülkelerini de etkilemeye başladığını belirtti.
Avrupa'nın artan güvenlik kaygılarıyla karşı karşıya olduğunu söyleyen Bahçeli, yükselen maliyetler, azalan sosyal refah ve ekonomik sıkıntıların toplumdaki öfkeyi büyüttüğünü ifade etti.
Avrupa'nın artık Sanayi Devrimi dönemindeki dinamizmini ve ekonomik-teknolojik üstünlüğünü koruyamadığını belirten Bahçeli, küresel rekabette güç kaybeden Avrupa'nın ekonomik ve siyasi etkisinin giderek azaldığını dile getirdi.
"AVRUPA'NIN PEDAL ÇEVİRECEK DERMANI KALMADI"
Avrupa'nın geleceğine ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Bahçeli, Avrupa için kullanılan "Avrupa bisiklet gibidir, ilerlemek zorundadır, durursa düşer" sözünü hatırlattı.
Avrupa'nın mevcut durumuna ilişkin dikkat çeken bir benzetme yapan Bahçeli, "Zira Avrupa'nın pedal çevirecek dermanı da kalmamış görünmektedir." dedi.
Avrupa Birliği'ne Türkiye'nin egemenlik hakları kapsamında ve uluslararası hukuka uygun şekilde attığı adımları sorgulamak yerine kendi ekonomik ve sosyal sorunlarına odaklanması tavsiyesinde bulunan Bahçeli, ihlal edilen değerler ve bozulan sosyal-ekonomik düzenin öncelikli meseleler olması gerektiğini söyledi.
Türkiye'nin jeopolitik konumu, güçlü devlet tecrübesi, üretim kapasitesi, genç nüfusu ve bölgesel ilişkileriyle Avrupa'nın her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu bir ülke olduğunu vurguladı.
"LİBYA ANLAŞMASININ ONAYLANMASI ÖNEMLİ"
Uluslararası sistemde giderek büyüyen ve derinleşen adaletsizliğin insanı yaşamından, toplumları huzurundan, devletleri ise istikrarından uzaklaştırdığını belirten Bahçeli, Türkiye'nin egemenlik haklarının gerektirdiği tedbirleri almak zorunda olduğunu ifade etti.
Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin Mutabakat Muhtırası'nın Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanmasını memnuniyet verici bir gelişme olarak değerlendiren Bahçeli, söz konusu onayın önemine dikkat çekti.
"AKDENİZ'DE OLDU BİTTİYE İZİN VERİLMEYECEK"
Türkiye'nin Akdeniz Havzası'nda, özellikle de kendi egemenlik sahası ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) egemenlik alanında herhangi bir oldubittiye izin vermeyeceğini vurgulayan Bahçeli, Türkiye'nin bölgesel barış ve istikrar için dostane ilişkileri geliştirme arayışında olduğunu söyledi.
Komşu ülkelerle karşılıklı rızaya dayalı iş birliği mekanizmalarının oluşturulması ve hükümetler arasındaki yakınlaşmanın halklara da yansıtılması gerektiğini belirten Bahçeli, Türkiye'nin tüm bölgede barış, huzur ve istikrarı güçlendirmeyi hedeflediğini ifade etti.
Türkiye ile Libya arasındaki dostane ilişkilerden rahatsızlık duyan ülkelerin Libya Temsilciler Meclisi'nin mutabakatı onaylamasının ardından tepki gösterdiğini kaydeden Bahçeli, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail'i eleştirdi.
Avrupa Birliği'nin de birlik ve dayanışma söylemi altında Türkiye'yi Rum-Yunan tezleri üzerinden eleştirmekten çekinmediğini belirten Bahçeli, Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı ile Avrupa Birliği Konseyi Başkanı'nın ortak basın açıklamasının çelişkilerle dolu yaklaşımı ve çaresizliği ortaya koyduğunu savundu.
BAHÇELİ'DEN İSTANBUL'DAKİ KRİTİK DİPLOMASİ TOPLANTISINA VURGU
23 Ekim 2026 tarihinde İstanbul'da Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa ve İtalya dışişleri bakanlarının katılımıyla gerçekleştirilen toplantıya da değinen Bahçeli, söz konusu buluşmanın Türkiye'nin uluslararası barış ve istikrar için yürüttüğü çok taraflı diplomasinin somut bir göstergesi olduğunu ifade etti.
Türkiye'nin sahadaki gücünü ve diplomatik kapasitesini etkin şekilde kullanmasının bölgesel meselelerde kilit bir role sahip olduğunu bir kez daha gösterdiğini belirten Bahçeli, R4 Dışişleri Bakanları tarafından yayımlanan ortak bildirinin önemine dikkat çekti.
Bahçeli, bildirinin başta Filistin meselesi olmak üzere Yemen ile Suudi Arabistan arasındaki çatışma ve bölgede istikrarın yeniden tesis edilmesine yönelik önemli mesajlar içerdiğini kaydetti.
"MEKKE ANLAŞMASI BÖLGEDEKİ DIŞ MÜDAHALELERİ ETKİSİZ KILACAK"
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki savunma iş birliğine de değinen Bahçeli, 7 Ağustos 2026 tarihinde Mekke'de imzalanan ortak savunma anlaşmasının önemine işaret etti.
Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı arasında imzalanan Mekke Anlaşması'nın taraflar arasındaki güven, iş birliği ve dayanışmayı artıracağını belirten Bahçeli, anlaşmanın bölgede yaşanan sorunların çözümünde dış müdahalelerin etkisiz kılınmasına katkı sağlayacak önemli bir gelişme olduğunu ifade etti.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Antlaşması'nın hükümlerine ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Bahçeli, anlaşmanın tarafların askeri imkân ve yeteneklerini konuşlandırmak da dahil olmak üzere uygun görecekleri tedbirlerle birbirlerine destek olmasını öngördüğünü belirtti.
Antlaşmanın onaylanmak üzere TBMM'nin gündeminde olduğunu kaydeden Bahçeli, hususi saldırganlığın sona erdirilmesi ve sivil kayıpların önüne geçilmesi amacıyla anlaşma hükümleri çerçevesinde tüm imkânların harekete geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
İSRAİL SEÇİMLERİNE İLİŞKİN DİKKAT ÇEKEN DEĞERLENDİRME
Bölgede güven ve istikrar iklimini bozucu bir unsur olarak nitelendirdiği İsrail'deki seçimlerin önemli gelişmelere gebe olduğunu ifade eden Bahçeli, seçim sonuçlarının hiçbir siyasi partinin ülkeyi yönetecek çoğunluğu elde edemediğini ortaya koyduğunu söyledi.
İsrail siyasetinin adeta ikiye bölündüğünü belirten Bahçeli, Arap partilerinin seçim tablosunda güçlü bir konum elde etmesini dikkat çekici buldu.
Seçim sonuçlarının, İsrail toplumunun önemli bir kesiminin Netanyahu hükümetinin Gazze ve Filistin politikalarına yönelik tutumunun dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine işaret ettiğini kaydeden Bahçeli, İsrail'in önünde önemli bir fırsat bulunduğunu dile getirdi.
Bu fırsatın bölgede barış ve huzurun tesis edilmesi, toplumsal uzlaşının güçlendirilmesi ve farklı kesimlerin bir arada yaşama iradesinin pekiştirilmesi için değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
"ARAP PARTİLERİNİN YER ALDIĞI BİR HÜKÜMET TARİHİ ADIM OLUR"
İsrail'de Arap partilerinin de yer aldığı bir hükümet kurulmasının ülke siyaseti açısından önemli ve tarihi bir adım olacağını belirten Bahçeli, böyle bir oluşumun yalnızca İsrail'deki toplumsal barışa değil, bölgesel barış ve istikrarın güçlendirilmesine de katkı sağlayabileceğini ifade etti.
ABD Başkanı Donald Trump'ın ve uluslararası Yahudilik kuruluşlarının İsrail halkının tamamını kapsayan bir hükümet oluşumunu desteklemesi gerektiğini kaydeden Bahçeli, bunun Filistin için yürütülen barış çabalarında yeni ve olumlu bir aşamanın önünü açabileceğini söyledi.
Bahçeli, böyle bir gelişmenin İran ve Yemen başta olmak üzere bölgesel istikrarsızlıkları tetikleyen çatışmaların çözümüne de katkı sağlayabileceğini belirtti.
"KUDÜS İTTİFAKI" ÇAĞRISI
İsrail'de Arap partilerinin de temsil edildiği, toplumsal uzlaşmayı ve barış içinde bir arada yaşama iradesini güçlendirecek yeni bir hükümet kurulması yönündeki fırsatın değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, dikkat çeken bir çağrıda bulundu.
Bahçeli, "Bize göre Arap partilerinin de temsil edildiği, toplumsal uzlaşmayı ve barış içinde bir arada yaşama iradesini güçlendirecek yeni bir hükümetin kurulması yönündeki fırsat değerlendirilmeli, Kudüs İttifakı gerçekleştirilmelidir." ifadelerini kullandı.
Sayfa başına git






