Hakan Fidan: "İran baskıyı doğru okuyamadı, stratejisi son derece yanlış"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını değerlendirerek savaşın bölgeye yayılma riskine dikkat çekti. İran’ın Körfez ülkelerinin enerji altyapılarını ve sivil kuruluşlarını hedef aldığını belirten Fidan, İran'ın stratejisini "inanılmaz derecede yanlış" olarak nite
ABONE OL
Abone Ol
Hakan Fidan:
Haberler / Siyaset
4 Mart 2026 Çarşamba 00:12
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını değerlendirerek savaşın bölgeye yayılma riskine dikkat çekti. İran’ın Körfez ülkelerinin enerji altyapılarını ve sivil kuruluşlarını hedef aldığını belirten Fidan, İran'ın stratejisini "son derecede yanlış" olarak nitelendirdi.

“SAVAŞIN DAHA KÖTÜYE GİTMEMESİ İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

Hakan Fidan, Türkiye’nin savaşın büyümemesi için yoğun diplomatik çaba yürüttüğünü söyledi. Çatışmanın süresi ve şeklinin değişebileceğini belirten Fidan, saldırıdan bir saat öncesine kadar diplomatik girişimlerin sürdüğünü kaydetti.

Körfez ülkelerinin savaşın çıkmaması için çaba gösterdiğini dile getiren Fidan, İran’ın ise “Ben batacaksam bölgeyi de beraberimde götürürüm” anlayışıyla hareket ettiğini savundu.

Fidan, İran’ın enerji altyapılarına yönelik saldırılarla küresel enerji güvenliğini baskı unsuru olarak kullandığını ifade etti.

ENERJİ PİYASALARI VE YAYILMA RİSKİ

Savaşın ilk etkisinin enerji piyasalarında görüldüğünü belirten Fidan, yeni bir risk alanının oluştuğunu ve bunun küresel enflasyon üzerinde baskı yaratabileceğini söyledi. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası oluşan dengelerin kısmen hazmedildiğini ancak yeni kriz alanının piyasalar açısından belirsizlik yarattığını ifade etti.

İran’ın Körfez ülkelerindeki Amerikan üslerinin yanı sıra doğrudan enerji altyapılarını ve sivil hedefleri vurduğunu belirten Fidan, bu saldırıların sürmesi halinde ilgili ülkelerin karşılık verme hakkını kullanabileceğini ve bunun savaşın iki taraflı genişlemesine yol açabileceğini dile getirdi.

OCAK AYINDA KRİTİK DİPLOMASİ TRAFİĞİ

Fidan, ocak ayında savaş riskinin ciddi biçimde yükseldiğini ve 27 Ocak’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında kritik bir görüşme yapıldığını aktardı. 30 Ocak’ta İstanbul’da İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin ağırlandığını belirten Fidan, taraflar arasında müzakere başlıklarının ayrıştırılmasına yönelik bir formül önerdiklerini söyledi.

Amerikalıların dört başlığı aynı anda masaya koymak istediğini, İran’ın ise buna karşı çıktığını belirten Fidan, iki konunun ABD-İran arasında, diğer iki konunun ise bölge ülkeleriyle ele alınmasını içeren bir müzakere mimarisi önerdiklerini kaydetti. Bu girişimle muhtemel bir savaşın geçici olarak ertelendiğini ifade eden Fidan, ancak daha sonra sürecin yeniden tıkandığını dile getirdi.

"İRAN BASKIYI DOĞRU OKUYAMADI"

Fidan, İsrail’in ABD üzerinde ciddi baskı kurduğunu ve karar sürecini etkilediğini söyledi. İran’ın ABD yönetiminin karşı karşıya olduğu baskıyı doğru okuyamadığını savunan Fidan, diplomatik zeminde daha erken adım atılması halinde sürecin farklı gelişebileceğini belirtti.

Savaşın mevcut aşamasında İsrail’i durdurabilecek aktörün ABD olduğunu vurgulayan Fidan, Körfez ülkeleri, Türkiye ve Avrupa ülkelerinin olası senaryolardan doğrudan etkilenecek taraflar olduğunu ifade etti. Bu ülkeler arasında yoğun bir görüş alışverişi trafiği bulunduğunu kaydetti.

Fidan, mevcut tabloda iki temel senaryo bulunduğunu; birinin İran’ın askeri kapasitesinin sınırlandırılması, diğerinin ise rejim değişikliği hedefi olduğunu belirterek, ikinci senaryonun daha geniş ve riskli sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Yeni liderlik sürecinin bir fırsat penceresi oluşturabileceğini dile getiren Fidan, savaşın uzamasının tüm taraflar açısından daha ağır sonuçlar doğuracağını sözlerine ekledi.

"İNANILMAZ DERECEDE YANLIŞ BİR STRATEJİ"

Hakan Fidan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

İran'ın burada şöyle bir strateji izlediğini görüyoruz: Kendisine yönelik nihai bir saldırı değerlendirmesinde bulunduğu anda 'Ben gidersem bölgeyi de beraberimde götürürüm' stratejisiyle bölgedeki diğer ülkelere, özellikle enerji altyapılarına... İran şunun çok iyi farkında; bölgedeki kritik ülkelerde bulunan enerji altyapılarının dünya ekonomisi için, istikrarı için, enerji güvenliği için ne kadar önemli olduğunu biliyor. Buralara yönelik saldırılarını yapıyor. Kendisi taarruza uğradıkça baskı unsurunu buradan oluşturmaya çalışıyor.

"Savaşın ne kadar süreceği ne olacağı meselesi tartışmalı bir konu, çeşitli değerlendirmelere açık bir konu. Burada önemli olan şu; saldıran tarafların amaçları ne? Neyi hedefliyorlar? Burada iki tane ana amaç kümesi ortaya çıkıyor baktığınız zaman. Birinci kümede; İran'ın sahip olduğu askeri yeteneklerin ortadan kaldırılmasıyla ilgili bir askeri profesyonel değerlendirme var. 'Bu amaca ulaşana kadar biz bu harekatı devam ettireceğiz' görüşü var. Diğer taraftan da bir rejim değişikliğini hedefleyen bir askeri harekat perspektifi var."

"Bu iki hedefe göre savaşın süresi değişir, şekli de değişir. Yayılma tarzı, oluşturacağı riskler de değişir; bu ikisi çok farklı konsept. Dolayısıyla biz şimdiden özellikle belli ülkelerle bir araya gelerek belli bir görüş oluşturup, daha kötüye gitmesini nasıl engelleriz, bununla ilgili çalışmalarımızı yapıyoruz."

"Körfez ülkeleri, büyük bir kısmı, yani bu savaşın çıkmaması için çok çalıştılar esas itibarıyla. Yani ben yakından şahidim. Saldırıdan bir saat öncesine kadar Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı savaşın çıkmaması için uğraşıyordu. Yani aslında İran'ın lehine olacak bir noktada faaliyet gösteriyordu."

"Ama buna rağmen İran'ın hiçbir ayrım yapmadan arabulucu Umman'ı, Katar'ı, Kuveyt'i, Bahreyn'i, Suudi Arabistan'ı, Birleşik Arap Emirlikleri'ni, Ürdün'ü; yani bütün buraları bombalaması bence inanılmaz derecede yanlış bir strateji. Yani bölgedeki riski zaten çok ciddi yükseltiyor ama diğer taraftan kendisi perspektifinden bakıldığı zaman da son derece yanlış bir strateji."

"Dostlarımız açısından baktığımız zaman da bizim de kendi stratejik değerlendirmemiz açısından İran adına yanlış bulduğumuz bir husus. Yani kendisi bir savaş içindeyken, bir saldırı altındayken kendisine zararı dokunmayan üslerini, bölge hava sahasını saldıran taraflara açmamış, kendinde bulunan üslerden uçakların kalkmasına izin vermemiş, bunu önceden Amerikalılara ve İsraillilere deklare etmiş ve bir nevi bir nötrlük (tarafsızlık) politikası belirlemiş, bununla da yetinmeyip savaşın durdurulması için çalışmış bu ülkelere bu türden bir taarruz; tabii ki İran'ın aslında tehdit algısının nihai kertede ne derece ciddi olduğunu gösteriyor. Dediğim gibi, yani temel strateji: "Eğer ben batacaksam benimle beraber bölgeyi de batırırım" stratejisi"

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

DİĞER HABERLER

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Turktime