Güç ve Maneviyat
"Bazı insanlar çok güçlüdür; gücünü kullanmayacak kadar güçlü!"
Çünkü o insan bu gücü maneviyatından alır. Maneviyat kuru gürültüyle elde edilmez, çalışma da gerektirmez.
Ledün ilmidir, öğrenilmez...
Kişinin kendisiyle beraber yaratılır; anadan doğma bir yetenek, nasiptir ancak!
Bazı insanlar çok şey bilir, bildiğini bilemeyecek kadar çok...
Bazı insanlar bu hayatı yaşamaz, yaşamadığını yaşayacak kadar yaşar...
İnsan kendi kabiliyetlerinin çoğu zaman farkında bile değildir...
Algı, Gerçeklik ve Yanılgı
"Gerçekten yaşandığı algısı insanın emrindekileri gözüne perdeliyor!"
Gerçekleri görebilmek için süresiz bakmak gerekmez; çünkü bir süre sonra göz yanılgısı başlar.
Niyetlerin en duru haliyle algılandığı an yoktur ki inkâr edeni bulunmasın!
Neden ilk karşılaştığınız kişiyle ikinci kez karşılaştığınızda tavırları bambaşka olur?
Aynı kişiyle karşılaştığınıza emin misiniz?
İlk karşılaşmada gerçeğine ulaşıyorsanız, ikinci karşılaşmada kiminle muhatap oluyorsunuz?!
“Belki de öyle değildir” paradoksu ile “Ya öyleyse” paradoksu sürekli kapışır...
Aklımızı yormayın, kullanın!
Sevgi, Samimiyet ve Hayatın Akışı
Önceliğiniz; rahatı hiç bozulmamış sevgi ve saygı olsun...
İçtenlikle hissedilen her söze samimiyet gerekir. Çünkü bir dünya boyu yol aldığınızda aslında yürümemiş olursunuz; kendinize attığınız tek bir adımda ise bir ömür tüketirsiniz...
Önlem almak hayat kurtarır...
Çözümler birer birer bertaraf edildikçe zihin bulanıklaşır... Dikkate alınmayan her şey zamanla korkunç bir büyüklüğe ulaşır. Dayanıklılık esnek olana yüklenemez...
Emrivakilik ise her zaman tezahürata yol açar...
Konuşmak, Düşünmek ve Susmak
Konuşmak; cümlelerin kulak değiştirmesinden ibaretse düşünmek nedir?
Aklınız başınızdaysa siz neredesiniz?
Her günün tekrarı yoksa, bugüne dek dünyanıza doğan güneşin sayısı kaçtır?
Susmak yalnızca dilinizle ilgiliyse, gözlerinizi renkler mi görür?
Zaman
Zaman benim için ne salt fiziksel bir gerçeklik, ne de yalnızca metafizik bir kavramdır...
Zaman daha çok bir bulmacadır...
“Zamanı çözmek mümkün mü?” diye sorsam, kendi soruma “Hayır! Fakat sormak bile yeter” diye cevap verirdim...
Zaman; uyurken başka bir dil mi konuşur?
Kendisine doğru hızla yaklaştıkça aynı hızda kendinden uzaklaşan insanı düşünün...
Hiçbir eylem gerçekleştirmedikçe yavaş yavaş yok olan insanı düşünün...
Düşündünüz mü?
O halde zamanda “şimdi”ye kadar nasıl geldiniz?
Dün dediğini yarın unutanların dünyasında bugünü yaşamak; yalan söylemekten daha kötüdür...
Düne ulaşmaya ne kadar yarın varsa; yarın da aslında bugüne kadar dündür...
Mazide yaşamayı terk edin!
Çünkü; gelecek hâlâ geçmişte yaşanıyor!
Şu an ise olayların akışına neredeyse tamamen etkisiz kalıyor...
Rüya ve Varoluş
Uyuduğunuz yerde “Uyandırın beni!” diye rüyanızdakilere seslenirseniz uyanma ihtimaliniz var mıdır?
Rüyadakilerle dünyadakilerin tek ortak yanı aynı silüete sahip olmalarıdır!
Rüyadakilerin varlığı dünyadakilere bağlıysa, dünyadakilerin yokluğu da hakikate bağlıdır...
Bazı şeyler çoğu şeyden daha uygunsa; farkında değilsinizdir!
Mümkünse; teoriden daha gerçekçidir!
Farklıysa; rekabetin eseridir!
Dünya, Ölüm ve Eylem
Dünya gölgelerin hâkimiyetinde olamayacak kadar küçüktür...
Ayak bastığınız topraklarda tüm yaşanmışlıkların izi vardır; baktığınız gökyüzü ise tüm gözlerin önündedir...
Ölüm nefes sayısı kadar yakındır!
Tek bir söz diğer sesleri sözlendirirken, birkaç eylem insanı tamamlar!..
Kimlik ve Ayna
İnsan çevresinin verdiği kimliği taşır...
Aynada gördüğünün ise hiçbir ağırlığı yoktur. Kitaptaki harflerin duygusal bir yükümlülüğü olmadığı gibi hissettiğini var sanan kişilik de atfedilen manaya taşınır...
Eğer öyle olmasaydı; hesabını veremediğiniz cümlenin sonundan başlardık!
Yolumu kaybetmedim; sadece kimsenin gitmediği bir yerde hiçbir yere varmadım!
Doğruyu söyledim; herkes kendi yalanından ölçtü gerçeği!
Sessizliği seçtim; en azından yankısı bana ait değilmiş!
Kendimi buldum… ama yine de kaybetmek istemediler!
Doğru zamanda sustum… ama yanlış anlaşılmak için!
Hayatın Gariplikleri
Hayat garipliklerle doludur. Bir gördüğünüzü bir daha asla göremezsiniz... Çünkü istisnasız hiçbir şeyin tekrarı yoktur...
Bir önceki günkü sözün ertesi gün karşılığı da yoktur...
Her şeyi anlamaya çalıştım; en çok da neden hiçbir şey olmadığını!
İnandım… çünkü inanmazsam inanmadıklarıma benziyordum!
“Git” diyen hep bekler; çünkü kelimeyi ilk terk eden harftir!
Sandığın yerin, sandığın kadar yer olmadığını gördüm!
Çıktım kendimden! Döndüm ve kimse yoktu!
Göz göze gelmedik; çünkü sözümüz yoktu!
Kontrol ve Özfarkındalık
İnsan kontrol edemediklerine bağımlıdır...
Beni tanıyanların her biri ise göz ardı ettiklerine dayattıklarıdır...
Egemenlik; kayıtsız kalmaya yankı bulamayanların boşluğudur...
Özdenetimim güç beyanlıdır.
Düşünmelisiniz: Kararlarınız neye göre oluşuyor? Dış etkenlere göre olmadığı bariz belli!
Aşina olduğunuz özfarkındalık; esprisi geçmiş aklın örtük ilkesidir!
Zihin ne kadar temenni safsatası kurarsa kursun, tenkit edilenleri tekzip ederek benzetecektir. Bilişsel önyargı, telafisiz argümanları gerektirir...
Günün Esra Süntar sözü;
"Gözü kapalı iken rüya görenler var bu dünyada!"
"Kaldı ki; göz açıkken bile gerçekleri göstermezken!"