

Uzmanlar, 15 yaşını doldurmamış çocuklara sosyal medya hizmeti sunulmasını engelleyecek düzenlemenin tek başına yeterli olmayacağını belirterek, çocukların dijital ortamdaki güvenliğinin sağlanması için platformlara, ailelere ve eğitim kurumlarına önemli sorumluluklar düştüğünü ifade etti.
Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığınca hazırlanan ve sosyal medya kullanımında yaş sınırı getiren “Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik”, 1 Kasım'da yürürlüğe girecek. Yönetmelik kapsamında sosyal ağ sağlayıcıları, 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamayacak.
CyberArts CEO'su Erdem Eriş, Sosyal Medya Uzmanı ve İletişim Danışmanı Ümit Sanlav ile Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şaziye Senem Başgül, düzenlemenin uygulanması ve çocukların çevrim içi tehditlerden korunması için alınması gereken önlemleri değerlendirdi.
DİJİTAL GÜVENLİKTE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI ÖNEMLİ
CyberArts CEO'su Erdem Eriş, düzenlemenin çocukların dijital güvenliği açısından önemli bir adım olduğunu belirterek, yaş doğrulama süreçlerinde kişisel verilerin korunması gerektiğini vurguladı.
Çocukların sosyal medyada uygunsuz içeriklerin yanı sıra sahte arkadaşlık hesapları, kişisel veri hırsızlığı, dolandırıcılık, siber zorbalık ve şantaj gibi tehditlerle karşı karşıya kaldığını aktaran Eriş, yapay zekanın bu riskleri daha inandırıcı hale getirdiğine dikkati çekti.
Eriş, çocuklara ait sıradan fotoğrafların bile sahte ve mahrem görüntülere dönüştürülerek şantaj amacıyla kullanılabildiğini belirterek, çocukların fotoğraflarına, okul bilgilerine ve konumlarına kimlerin erişebildiğinin en az ekran başında geçirilen süre kadar önemli olduğunu ifade etti.
Yaş doğrulama sistemlerinin gereksiz kimlik ve kişisel veri toplanmasına yol açmaması gerektiğini kaydeden Eriş, platformlarla yalnızca yaş sınırının karşılanıp karşılanmadığını gösteren asgari bilgilerin paylaşılması gerektiğini söyledi.
Eriş, düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle kullanıcıların “hesabınız kapanacak, yaşınızı doğrulayın” mesajlarını taklit eden dolandırıcılık girişimleriyle karşılaşabileceği uyarısında bulunarak, bu tür mesajlardaki bağlantılara e-Devlet şifresi veya kimlik bilgilerinin girilmemesi, işlemlerin resmi kanallardan başlatılması gerektiğini belirtti.
Çocukların benzer tehditlerle çevrim içi oyunlarda ve mesajlaşma uygulamalarında da karşılaşabildiğine işaret eden Eriş, platformların güvenli varsayılan ayarlar ve hızlı şikayet mekanizmaları sunmasının önemine değindi.
Ailelerin çocuklarına tanımadıkları kişilerle kişisel bilgi paylaşmamayı ve şüpheli talepler karşısında yardım istemeyi öğretmesi gerektiğini vurgulayan Eriş, çocukların yaşadıkları sorunları cezalandırılma korkusu duymadan aileleriyle paylaşabilmesinin koruyucu bir unsur olduğunu kaydetti.
AİLELERİN DİJİTAL OKURYAZARLIĞI ARTIRILMALI
Sosyal Medya Uzmanı ve İletişim Danışmanı Ümit Sanlav, düzenlemenin dijital platformların sorumluluk üstlenmesi bakımından önemli olduğunu belirterek, denetimlerin yalnızca yaş doğrulamayla sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti.
Sanlav, çocuklara hangi içeriklerin önerildiğinin, kimlerin onlarla iletişim kurabildiğinin ve kullanıcıları sürekli ekran başında tutan tasarımların da denetlenmesi gerektiğini söyledi.
Çocukların dikkatinden, kişisel verilerinden ve ekran başında geçirdikleri zamandan kazanç sağlayan şirketlerin çocuk güvenliği konusunda da sorumluluk üstlenmesi gerektiğini dile getiren Sanlav, tüm sosyal medya kullanıcılarının kişisel verilerinin ve mahremiyetinin korunmasının önemine dikkati çekti.
Yasal düzenlemelerin tek başına yeterli olmayacağını vurgulayan Sanlav, ailelerin dijital okuryazarlığının geliştirilmesi, okullarda güvenli internet bilincinin kazandırılması ve çocuklarla açık iletişim kurulmasının sürecin önemli parçaları olduğunu belirtti.
Sanlav, çocukların teknolojiyi bilinçli kullanabilecekleri, öğrenebilecekleri ve üretim yapabilecekleri güvenli bir dijital ortam oluşturulması gerektiğini kaydetti.
"ÇOCUKLAR İÇİN ASIL RİSK YALNIZCA EKRAN SÜRESİ DEĞİL"
Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şaziye Senem Başgül de sosyal medya düzenlemesini doğru ve gerekli bir adım olarak değerlendirdi.
Yoğun sosyal medya kullanımının çocuklarda dikkat sorunlarına yol açabildiğini, yüz yüze akran ilişkilerini zayıflatabildiğini ve bağımlılık riskini artırabildiğini belirten Başgül, çocukların dijital ortamda karşılaştığı risklerin yalnızca ekran süresiyle açıklanamayacağını ifade etti.
Başgül, sonsuz kaydırma, otomatik oynatma, sürekli bildirimler ve kişiselleştirilmiş öneri sistemlerinin çocuklar açısından önemli riskler taşıdığını vurgulayarak, temel hedefin çocuklar için güvenli bir dijital ortam oluşturmak olması gerektiğini söyledi.
Yaş sınırının tek başına yeterli olmayacağını dile getiren Başgül, Avustralya'da benzer bir yasağın ardından üç ay geçmesine rağmen çocukların büyük bölümünün sahte hesaplar üzerinden sosyal medyaya erişmeyi sürdürdüğüne ilişkin gözlemleri hatırlattı.
Düzenlemenin etkili olabilmesi için platformların bağımsız denetime tabi tutulması ve düzenli şeffaflık raporları yayımlaması gerektiğini belirten Başgül, ailelerin ve okulların dijital okuryazarlık konusunda desteklenmesinin önemine işaret etti.
Ailelerin çocuklarının dijital yaşamını yakından takip etmesi gerektiğini ancak bu takibin güven ilişkisine dayanmasının önem taşıdığını kaydeden Başgül, öğretmenlerin de problemli teknoloji kullanımının erken belirtilerini tanıyabilmesi gerektiğini ifade etti.
Platformların sorunu kaynağında çözmeye odaklanması gerektiğini vurgulayan Başgül, çocuk hesaplarında güvenli ayarların varsayılan olarak sunulması, davranışlara göre hedeflenmiş reklam ve içerik önerilerinden kaçınılması ve zararlı içeriklere hızlı müdahale edilmesi çağrısında bulundu.
Başgül, yaş doğrulama işlemlerinin de çocukların kişisel verileri korunarak gerçekleştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Sayfa başına git






