Bulan kim?..
Yeni bir icadın ortaya çıkışını sağlayan kişi, etik ile ilgilenir mi? Yoksa daha çok kendi icadını duyurup yaygınlaştırmak mı ister?
Kapitalist sistemde üretime geçen kim?..
Gelir oluşturmak, insanlığın ahlak anlayışını sorgulamanın önüne geçer mi? Yoksa yeni bir kazanç alanını çoğaltmak daha cazip mi gelir?
Aslında yarışan üretim-tüketimken, yapay zekanın insanlığın var oluş düzenini ele geçirerek etiği sorgulamak çağın neresinde kalır?..
Sanki etik, teknolojik hızın yarattığı rüzgarda çok geride kalmış bir gölgeden ibaret...
Nitekim; William Ogburn “kültürel gecikme” sosyolojik kavramını ortaya atmıştır. Teknolojinin ve toplumsal değişimin hızına ahlaki kurallar yetişemiyor. Mesela; bireysel verilerin devasa şirketler tarafından işlenmesi ve satılması, geleneksel "özel hayatın gizliliği" tanımını tamamen aşındırmıştır. Ya da genetik düzenleme teknolojileri sayesinde hastalıkların önlenmesinin ötesine geçilerek "kusursuz insan" yaratma potansiyelinin doğması, insan doğasına müdahalenin ahlaki sınırlarını belirsizleştirmiştir.
Hız farkı kazanıyor…
Yeni bir yazılım birkaç ay içinde dünyaya yayılabilirken bir etik kuralın toplumda yaygınlaşması onlarca yıl sürebilir. Etik, yeniliklere ayak uyduramıyor.
Bir de küreselleşen dünya var…
Yerel ahlak anlayışları, sınırları aşan teknolojik gelişmeler karşısında yetersiz kalıyor.
Albert Schweitzer 1952’de Nobel Barış Ödülü’nü almak üzere Oslo’ya geldiğinde, bütün dünyaya şöyle seslenmişti:
"Olayları oldukları gibi görmeye cesaret edelim. İnsan, insanüstüne yükselmiştir... Ama insanüstü güce erişmenin gerektirdiği insanüstü akılcılığı [ahlaki olgunluğu] gösterememektedir. Artık şu gerçeği itiraf etmenin zamanı gelmiştir sanırım: Üstün insan, gücünün artmasıyla birlikte, gerçekte zavallı ve acınacak insan haline gelmiştir..."
Not: Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından organize edilen, Tayyare Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen “Bursa Felsefe Buluşmaları” söyleşi dizisinin açılış konuğu Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz’ın “Değişen Dünya, Sarsılan İnsan: Ekonomi, Kültür ve Siyasetin Yeni Krizleri” başlıklı söyleşinden esinlenerek köşe yazısı hazırlanmıştır. Söyleşi dizisinin organizasyonunu üstlenen sorumlulara ve Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz’a teşekkür ederim.