Bazı yazılar siyaset üstü okunmalı.
Bu yazı da onlardan biri.
Çünkü iktidarlar gelir, gider. Partiler kazanır, kaybeder. İsimler değişir, makamlar el değiştirir.
Ama devlete güven aşınırsa, kaybedilen yalnızca bir iktidar olmaz.
Devletin yerine yenisini koyamazsınız.
Bu nedenle aşağıda yazacaklarımı bir parti meselesi olarak değil, devletin içine uzanan para, güç ve iktidar kavgası olarak okuyun lütfen..
* * *
Fon vurgununun hedefi/hedefleri neydi?
Plan erken mi bozuldu?
Vurgunu yapanlar sözümona finans dehasıydılar.
Yerli ve milliydiler (! )
Güçlüydüler.
Doğru insanlarla fotoğraf veriyor, doğru kapılardan giriyor, doğru telefonları açtırabiliyorlardı.
Ve en önemlisi, kendilerini dokunulmaz sanıyorlardı.
Yağma coşkusuyla kendi finansal iktidarlarını kuruyorlardı.
Aldığım bilgiler bu sefer hikâyenin yalnızca birkaç açgözlü finansçının para kazanma serüveni olmadığını, altında küresel ve içerideki iş birlikçilerin de olduğunu söylüyor.
* * *
AK Parti’ye, AK Parti’nin içinden de destek alan bir operasyon çekildiğine dair emareler giderek güç kazanıyor.
Üstelik operasyonun içinde görünen herkes büyük fotoğrafı bilmiyordu.
Bir bölümünün motivasyonu yalnızca paraydı.
Bir bölümü güç istiyordu.
Birileri Erdoğan sonrası için pozisyon alıyordu.
Bazıları ise kendilerini oyunun kurucusu zannederken aslında oyunun figüranıydı.
Aldığım bilgilere göre iki devletin lehine taşeronluk yaptığı ileri sürülen küresel güç odağı ile parayı siyasetin, davanın ve bütün kutsalların önüne koymuş bazı kritik siyasi aktörlerin çıkarları bir noktada kesişti.
Hedef tek değildi.
Bir taşla üç kuş...
Para kazanmak.
Erdoğan’ın altındaki zemini aşındırmak.
Ve Erdoğan sonrasındaki iktidar masasına herkesten önce oturmak.
* * *
Planı kuranlar neden planı bozdu?
Dosyanın benim açımdan en çarpıcı tarafı burada başlıyor.
Aldığım bilgiler, vurgunu planlayanlarla vurgunun erken deşifre edilmesini sağlayanların aynı güç mimarisinin içinde olduğunu söylüyor.
Bir rol paylaşımı.
Yani planı kuranlar, bir noktadan sonra kendi planlarını bozdular.
Neden?
Çünkü hesap değişti.
Ve aldığım bilgilere göre hesabı değiştiren önemli unsurlardan biri Bilal Erdoğan oldu.
* * *
Erdoğan sonrası için yapılan ilk hesaplarda Bilal Erdoğan’ın yeterince güçlü bir ihtimal olarak görülmediği, ancak zaman içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan sonrasında liderlik denkleminde güçlü bir aktöre dönüşebileceğinin değerlendirilmeye başlandığı söyleniyor.
Bilal Erdoğan süreç içinde beklenmedik performans gösterdi.
İşte takvimin burada değiştiğine dair güçlü kuşkular var.
Fon düzeninin daha uzun süre devam etmesi, para ve nüfuzun büyütülmesi planlanırken, Erdoğan sonrası güç dengelerinin beklenenden farklı şekillenebileceğinin görülmesi bazı aktörleri harekete geçirdi.
* * *
Vurgunu planlayan akıl, vurgunun deşifre edilmesine de kapı açtı.
Çünkü artık mesele fondan büyüktü.
Paradan da büyüktü.
Mesele sadece Erdoğan’ı iktidardan düşürmek değil, sonrasında kimin güçlü olacağıydı.
Şimdi neden Hasan Doğan?
Tam bu noktada başka bir gelişmeyi de tesadüf deyip geçemiyorum.
Son günlerde Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü büyükelçi Hasan Doğan’a yönelik ağır saldırılar var.
Kimin neyin içinde olduğunu, kimin hangi hesabı yaptığını bugün mutlak gerçek olarak bilme imkânımız yok.
Dolayısıyla elde delil olmadan hiç kimse hakkında hüküm kurmam.
Ama siyasette zamanlamaya da bakmak faydalı olur.
* * *
Hasan Doğan sıradan bir bürokrat değil.
Bazen bürokrasinin başı.
Bazen 'De facto Başbakan'...
Uzun yıllardır Erdoğan’ın en yakın çalışma halkasının içinde. Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem
Müdürlüğünü 2014’ten beri yürütüyor.
Daha önemlisi, 15 Temmuz gecesi de Erdoğan’ın sıkı sıkıya yanındaydı.
Hande Fırat’ın Erdoğan’ı canlı yayına çıkaran süreçte görüştüğü isim de Hasan Doğan’dı.
Yani yalnızca makamın değil, kriz anlarının da içinden geçmiş bir isimden söz ediyoruz.
* * *
Böylesine ağır bir sadakat testinden geçmiş Hasan Doğan’ın tam da Erdoğan sonrası tartışmalarının, fon dosyasının ve parti içindeki güç mücadelelerinin konuşulduğu bir dönemde hedefe konulmasını sıradan bir magazin kavgası olarak okumak bana eksik geliyor.
Hasan Doğan'a ait bir kayıt olsaydı, 50 kez ortaya şimdiye kadar dökülmüştü.
Burada hüküm vermiyorum.
Ama şu soruyu soruyorum:
Hasan Doğan’a vurarak aslında Erdoğan’ın iç kalesinin önemli taşlarından biri mi sökülmek isteniyor?
Çünkü bir siyasi lidere operasyon her zaman doğrudan lidere saldırılarak yapılmaz.
Önce çevresindeki güven halkaları tartışmaya açılır.
Sonra yakınındaki isimler itibarsızlaştırılır.
Ardından lider ile en güvendiği insanlar arasına şüphe sokulur.
Kaleyi almak zor geliyorsa, önce surdaki taşları sökersiniz.
* * *
Hasan Doğan’a yönelik saldırılara bu açıdan bakmanın aykırı bir tarafı olduğunu düşünmüyorum.
Hele ki fon dosyasının arkasında gerçekten Erdoğan sonrası için kurulmuş bir güç mücadelesi olma ihtimali bu kadar yüksekken...
Hasan Doğan’ın bu konudaki tavrı “Çalanlar, mağdurların parasını ödemeli.” şeklinde olduğu Ankara'da biliniyor.
Üstelik bunu yalnızca dar çevrelerde de dile getirmiyor. Edindiğim bilgilere göre Doğan, devletin en tepesine kadar her zeminde aynı görüşü hararetle savunuyor.
Meselenin üzerinin örtülmesine değil, paranın kim tarafından alındıysa ondan tahsil edilerek mağdurlara ödenmesine yönelik bir tutum sergiliyor.
Aldığım bilgiler, Doğan’ın bu ısrarının bazı çevreleri ciddi biçimde rahatsız ettiği yönünde. Çünkü para mağdurlara dönerse yalnızca bir haksızlık giderilmiş olmayacak, paranın izinin sürülmesi, kimlerin ne kadar aldığı ve bu düzenin arkasında kimlerin bulunduğu sorularını da beraberinde getirecek.
Başka bir ifadeyle, bu tavır yalnızca paranın geri alınmasını değil, kurulmuş olabilecek daha büyük bir hesabın bozulmasını da beraberinde getirebilir.
Bu nedenle Hasan Doğan’a yönelen saldırıların en azından bir bölümünün bu tavrıyla bağlantılı olup olmadığı sorulmaya değer. Çünkü Doğan’ın savunduğu formül gerçekleşirse, sadece mağdurun parası geri dönmeyecek, oyunun düzeni de bozulacak.
Belki de daha büyük soru şu:
Erdoğan’ın iktidarından güç alan bazı isimler, aynı gücü Erdoğan sonrası için Erdoğan’a karşı kullanılabilecek bir sermayeye mi dönüştürmeye çalıştı?
Bunu devletin ilgili kurumları ortaya çıkarmalı.
* * *
Çünkü bazen bir iktidarı dışarıdaki rakipleri değil, kendi gölgesinde büyüyen çıkar düzeni zayıflatır.
Kapıyı dışarıdan zorlamaya gerek kalmaz.
Anahtar içeriden çoğaltılmıştır.
Ve bütün bu güç savaşının sonunda faturayı ne küresel aktörler ne finans cambazları ne de siyasi hesap yapanlar ödedi.
Sıradan vatandaş ödedi.
Ev almak için para biriktiren...
Çocuğunun geleceğini düşünen...
Emeklilik parasını korumaya çalışan...
Devlete ve finans sistemine güvenen insan ödedi.
Onların Erdoğan sonrası hesabı yoktu.
Onların tek hesabı alın teriydi.
Bu nedenle fon dosyası yalnızca finansal bir skandal değildir.
Aynı zamanda yaklaşan büyük bir siyasi hesaplaşmanın ilk ama çok güçlü işaretlerinden biridir.
Para araçtı.
Fonlar araçtı.
Vurgun araçtı.
Asıl kavga çok daha büyük:
Erdoğan ve Erdoğan sonrası.
VELHASIL: Siyasette görünen ile gerçekte işleyen güç aynı şey değildir. Machiavelli