İnsanları bir mobil uygulama üzerinden her gün bir sanat eseriyle tanıştırmak, o eserin hikâyesini anlatarak sanata duydukları merakı beslemek amacıyla 2012’de kuruldu DailyArt… Uygulamayı telefonuna indiren kişi, her gün seçilen bir eserin görselini, hikâyesini ve dikkat çekici özelliklerini anlatan kısa bir metinle birlikte görebiliyordu. Gün içinde telefona bakarken daha önce hiç karşılaşmadığı bir ressamı tanımak ya da bildiği bir tablonun gözünden kaçan ayrıntısını keşfetmek için önemli bir fırsattı.
Polonyalı sanat tarihçisi Zuzanna Sta?ska’nın hayata geçirdiği uygulama, bugün Türkçe dâhil 24 dil seçeneği sunuyor. Uygulamanın tanıtımında paylaşılan verilere göre arşivinde 5 binden fazla eser, 1.500 sanatçı biyografisi ve 700 müze koleksiyonuna ilişkin bilgi bulunuyor. 2016’da daha kapsamlı sanat yazılarının yayımlandığı DailyArt Magazine ile büyüyen girişim, 2024’te uygulamanın Apple’ın App Store Ödülleri’nde “Kültürel Etki” kategorisinin altı kazananından biri olmasıyla uluslararası bir takdir kazandı.
Her ay dünya çapında 1 milyondan fazla kişiye ulaşan DailyArt uygulamasının ve -daimî yazarları arasında yer almaktan onur duyduğum- yılda 3 milyonun üzerinde sayfa görüntülenmesi alan DailyArt Magazine’in kurucusu Zuzanna Sta?ska ile bir öğretmenin öğrencisine aşıladığı sanat sevgisi ile başlayarak farklı dillerde okunan bir yayına uzanan bu yolculuk hakkında konuştuk…
Sta?ska, sanat tarihine ilgisinin nasıl geliştiğini anlatırken lise yıllarına dönüyor:
“Lisede sanat tarihi dersleri alabilecek kadar şanslıydım. Çok tutkulu bir öğretmenim vardı. Sanat tarihinin temel kabul edilen eserlerini ve isimlerini bize öylesine iyi öğretti ki bugün bile bilgimin yaklaşık yüzde 70’i o dönemden geliyor. (…) Bu ders sayesinde sanat tarihinin ne kadar harika, keyifli, eğlenceli ve tatmin edici olduğunu fark ettim.”
DailyArt’ın kuruluş düşüncesinde bu deneyimin izleri var. Öğrenirken duyduğu heyecanı başkalarının da yaşayabilmesini istiyor Sta?ska. Bunun için seçtiği yolu şöyle özetliyor:
“Sanat tarihini basit ve keyifli bir biçimde öğretmek istiyordum; bir mobil uygulama bana bunu yapma olanağı verdi.”
Bu fikri hayata geçirirken teknoloji dünyasına yabancı değildi. Daha önce Varşova’da yeni girişimlere yatırım yapan bir şirkette çalışmış, sonradan birlikte iş yapacağı tasarımcı ve yazılımcılarla da burada tanışmıştı. Müzeler ve kültür kurumları için dijital projeler geliştiren “Moiseum” adlı girişimi, sanatla teknolojiyi buluşturduğu çalışma alanı olmuştu.
DailyArt’ı ilk yıllarında Moiseum’daki çalışmalarından elde ettiği gelirle destekledi. 2014 itibarıyla projeyi beş kişilik bir ekip yürütüyordu: Sta?ska, iki yazılımcı, bir mobil tasarımcı ve sosyal medya sorumlusu. Zamanla bu çalışmaya başka uzmanlıklar ve yeni insanlar da katıldı.
Sınırlı kaynaklarla başlayan bu yolculukta uygulamanın geleceğinden kuşku duyduğu bir dönem olup olmadığını sorduğumda yanıtı tereddütsüzdü:
“Hiç kuşku duymadım. Başlangıçta herhangi bir hedefim ya da beklentim yoktu; sadece başladım ve sürdürdüm.”
“Başladım ve sürdürdüm” sözleri, DailyArt’ın nasıl geliştiğine dair de bir ipucu veriyor. Her gün bir eser seçmek, onun hakkında yazmak ve ertesi gün yeniden okurun karşısına çıkmak… Başlangıçtaki fikir, işte bu devamlılıkla bir yayın düzenine dönüşmüştü.
İlk yıllarında yalnızca İngilizce içerik sunan uygulamanın büyümesindeki önemli eşiklerden biri, altı yeni dil sürümünün eklenmesi olmuş:
“Günlük içeriğimizi çevirmeye başladığımızda çok sayıda yeni indirme ve daha bağlı kullanıcılar kazandık.”
Bu aşamada kullanıcılar da yol arkadaşlarına katılmış. Sta?ska’nın içeriklerin çevrilmesi için onlardan yardım istemişler. Böylece DailyArt’ı takip eden insanların bir bölümü, aynı hikâyelerin başka dillerde okunabilmesini sağlayan çalışmalara katkıda bulunmuş.
Uygulama da yıllar içinde gelişmiş. “Arşiv”, “arama”, “favoriler”, “şehir rehberleri” ve “tematik koleksiyonlar” eklenmiş. Kullanıcılar o gün karşılarına çıkan eserden hareketle önceki içeriklere ulaşabilir, ilgilerini çeken sanatçıları araştırabilir ve beğendikleri eserleri kaydedebilir hâle gelmiş. Sta?ska’ya göre bütün bunların merkezinde hâlâ ilk günkü düşünce var:
“DailyArt’ın özü, her gün bir sanat eserini hikâyesiyle birlikte sunmak, değişmeden kaldı. İnanıyorum ki hep böyle kalacak.”
Peki birkaç paragraf okura yetmediğinde? Bir sanatçının yaşamını, bir dönemin özelliklerini ya da bir sergiyi daha ayrıntılı öğrenmek istediğinde?
İşte bu noktada 2016 yılında DailyArt Magazine kuruldu. Uygulamanın kısa günlük anlatımlarına, daha uzun yazıların yayımlanabileceği bir alan eklendi. Sta?ska, dergiyi sanat tarihine daha fazla zaman ayırmak, sergileri ve güncel gelişmeleri takip etmek isteyen okurlar için düşündüklerini söylüyor.
İki yayın arasındaki bağı da koruyorlar:
“Uygulamada Magazine yazılarına bağlantı veriyoruz; çoğu zaman belirli bir günde iki yayının içeriği birbiriyle örtüşsün diye özel editoryal çalışmalar hazırlıyoruz.”
Derginin genel yayın yönetmenliğini sanat tarihi doktorasına sahip Kate Wojtczak, kıdemli editörlüğünü ise Szymon Jocek yürütüyor. Yazar seçimi ve editoryal yaklaşım üzerine sorduğum soruyu Sta?ska, görev dağılımını hatırlatarak yanıtlıyor:
“DailyArt Magazine’i Kate yönetiyor; genel yayın yönetmeni o. Ben yalnızca kurdum.”
Bugün bu günlük yayın akışının arkasında yazılımcılar ve tasarımcılarla birlikte yazarların, editörlerin, çevirmenlerin ve son okumaları yapanların emeği var.
Sta?ska’nın kültürle teknolojiyi buluşturan çalışmaları, 2014’te British Council’ın Young Creative Entrepreneur yarışmasının Polonya ayağında kültür kategorisinde ödüllendirilmişti. On yıl sonra bu kez DailyArt, Apple’ın App Store Ödülleri’nde yer aldı. Apple, uygulamanın farklı yüzyıl ve sanat akımlarından eserleri insanlarla buluşturarak merak duygusunu beslemesini öne çıkardı.
Sta?ska’nın bu ödülü anlatırken seçtiği benzetme, kendisi ve ekibi için ne ifade ettiğini ortaya koyuyor:
“Benim ve ekibimin şimdiye kadar gördüğü en büyük takdirdi! Apple tarafından ödüllendirilmek, uygulama dünyasında Oscar almak gibi.”
Ödül, uygulamanın gelişmesine de katkı sağlamış:
“Ödül sayesinde, daha sonra ücretli kullanıcıya dönüşen yeni kullanıcılar kazandık. Böylece değişikliklere ve yeni özelliklere daha fazla yatırım yapabildik.”
Büyürken korumak istedikleri ilkelerden biri ise ücretsiz erişim. Sta?ska bu konuda açık konuşuyor:
“Kullanıcılarımıza karşı dürüst olmak istiyoruz ve kimseyi ödeme yapmaya zorlamak istemiyoruz. Bu nedenle uygulamanın temel özellikleri ücretsiz ve ücretsiz kalacak.”
Abonelik; daha kapsamlı kullanım, daha kolay gezinme ve reklamsız bir deneyim isteyenler için sunuluyor. Sta?ska, ödeme yapmayı tercih etmeyenlerin de ücretsiz sürümde öğrenebileceği ve keşfedebileceği çok sayıda içerik bulunduğunu vurguluyor.
Merak ettiğim bir başka konu ise bu uygulamanın ve yayının insanların hayatında neyi değiştirebildiği. Sta?ska bu soruyu, kendilerine ulaşan e-postalar üzerinden yanıtlıyor:
“Yıllar içinde, belirli bir sanatçıyı veya eseri bizden öğrendikten sonra onu gerçek hayatta gören kullanıcılardan yüzlerce e-posta aldık.”
Bir eseri telefonda görmek, hikâyesini okumak ve sonra onun karşısında durmak istemek… Kullanıcıların anlattıkları, ekrandaki kısa bir karşılaşmanın bir müze ya da sergi ziyaretine uzanabildiğini gösteriyor.
Dijital deneyimle eseri yerinde görmek arasındaki ilişkiyi anlatırken müzik üzerinden bir örnekle detaylandırıyor Sta?ska:
“Bu, dijital platformlardan müzik dinlemek ve konserlere gitmek gibi. Dijital müzik dinlemek belirli şarkıları ve grupları yaygınlaştırıyor; insanlar da onları canlı dinlemek için daha fazla istek duyuyor. İnternetteki sanat için de aynı şey geçerli: İnsanlar sanatı internette görüyor ve ardından müzelerde, sergilerde yerinde görmek istiyor.”
Bu benzetme, DailyArt’ın ne yapmak istediğini daha anlaşılır kılıyor. Bir şarkıyı tekrar tekrar dinledikten sonra onu konserde duymayı istemek gibi, bir eserin hikâyesini öğrenmek de insanı o esere daha yakından bakmaya çağırabiliyor.
Elbette her gün hangi eserin seçildiği de önemli. Bu seçimler, okurun hangi sanatçıları tanıyacağını belirliyor. Sta?ska, üniversitelerde öğretilen ve büyük ölçüde Avrupalı beyaz erkek sanatçıların öne çıktığı yerleşik sanat tarihi anlatısının dışına çıkmak istediklerini söylüyor:
“O ‘resmî’ sanat tarihinde yeterince temsil edilmeyen sanatçıları özellikle arıyoruz. Bunu sorumluluğumuz olduğu için değil, yapabildiğimiz ve yapmak istediğimiz için yapıyoruz.”
Kadın sanatçılara, daha az tanınan isimlere ve Avrupa dışındaki sanat geleneklerine yer açmak, bu yaklaşımın bir parçası. Böylece okur, bildiği eserlerin yanında daha önce karşılaşmadığı sanatçıları ve farklı anlatımları da keşfedebiliyor.
Peki bu kadar geniş bir içeriği hazırlarken hangi bilgiye dayanıyorlar? Sta?ska, ilgili konuların uzmanı sanat tarihçilerinin çalışmalarını ve müze koleksiyonlarının sunduğu bilgileri esas aldıklarını belirtiyor. Metinlerin yazılması, çevrilmesi ve kontrol edilmesinde insan emeğini tercih ediyorlar:
“Yazıların hiçbirinde yapay zekâ kullanmıyoruz. Metinleri yazmak, çevirmek ve son okumalarını yapmak için insanlara güveniyoruz.”
Söyleşinin sonunda Sta?ska’ya beş yıl sonrasını sordum. 5 yıl sonra yeniden görüştüğümüzde DailyArt hakkında hangi gelişmeyi anlatmak onu en çok mutlu ederdi?
Yanıtında yeni bir ödül ya da kesin bir büyüme hedefi yoktu:
“Sadece çalışmaya devam etmesini ve sanat tarihi sayesinde dünyanın dört bir yanındaki insanlara mutluluk getirmesini istiyorum. Belki bugünkünden daha fazla insana. Hepsi bu.”
Sta?ska, başkalarının da sanatla kendi bağlarını kurabilmesini istiyor. Bunun için bilgi sunuyor, hikâyeler anlatıyor, eserlerin ayrıntılarına dikkat çekiyor. Ama sonunda sözü, esere bakan kişiye bırakıyor:
“DailyArt ile insanların sanat eserlerinin kendilerine bakmalarını, kendi gözlemlerini ve duygularını oluşturmalarını istiyorum. Sunduğumuz bilgi güzel, ilginç ve önemli; ama ikinci planda.”
Yazarın Notu:
Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım bölümü Yüksek Lisans öğrencisi olarak DailyArt Magazine’nin yazar kadrosunda yer almaktan onur duyuyor ve yayıncılıktaki hassasiyetlerini bu sistemin içindeki bir yazar olarak adeta ikinci bir üniversite gibi öğretici ve geliştirici bulduğumu belirtmeden geçmek istemiyorum…
Konuların belirlenmesinden makalelerin yayıma hazırlanmasına kadar editör kadronun yaptığı titiz okumalar ve sunduğu ayrıntılı düzeltme önerileri, doğrusu biz yazarlardan zaman zaman fazladan emek ve sabır istiyor. Ancak metinlerin her aşamada daha sağlam, açık ve nitelikli hâle geldiğini görmek, bu emeğin karşılığını hissettiriyor. Bu süreç, yazılarımızla birlikte biz yazarları da geliştiriyor.
Bana bu ekibin bir parçası olma fırsatını veren kurucu Zuzanna Sta?ska’ya; yazılarımıza gösterdikleri özen ve gelişimimize sundukları katkılar için DailyArt Magazine Genel Yayın Yönetmeni Kate Wojtczak’a ve Kıdemli Editör Szymon Jocek’e içtenlikle teşekkür ederim.
Sanat tarihini daha geniş kitlelerle buluşturma çabasından söz etmişken, bu misyonu Türkiye’de başarıyla üstlenen kuzenim Yiğit Aydın’ı da anmak isterim. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü mezunu olan ve bu alanda öğretim görevlisi olarak çalışan Aydın, kurucusu olduğu RED Art İstanbul’daki çalışmalarıyla da sanatın ve sanatçıların yanında yer alıyor. Birikimini kendine özgü, canlı ve anlaşılır bir anlatımla izleyicilerine ve okurlarına aktarıyor. Onu henüz keşfetmemiş olanlara, YouTube’da yayımlanan “Eller Kadir Kıymet Bilmiyor” programını ve “Baş Belaları ve Başyapıtları” adlı kitabını gönülden öneririm.